Kevser Fırıncı / 7'nin izinde

“Unutma! Senin aradığın şey de seni arar”

— Mevlana

Çocukluğumdan beri inandığım “7” sayısı, tutkunun bir oyunu sanarken, 7 beni peşine taktı.

Çalışmalarım, yaşadığımız an ve yaşam kültürümüzün çizgi, leke ve renklerle harmanlandığı bir arayış ve oyundur. Evrendeki kusursuz uyum karşısında duyduğum heyecanla içsel bir yolculuğa başlarım… Araştırma, tasarım, gerçeklik, hayal ve biçimler tuvalde bir araya gelerek sessiz bir fırtına oluşturur. Derinlerdeki öze dokunmaya çalışırken renkler birbirine karışır, bazı lekeler tanıdık nesneler haline gelirken, bazıları kaybolur…

Açıklık-karanlık, dikey-yatay, sıcak-soğuk gibi zıtlıklar, kıvrılan çizgiler ve benekler gibi resimsel öğelerle resim tamamlanır.

Ruhumdaki sessizliğin sesini henüz yakalayamadığım için bitmeyen yolculuklar tekrar başlar.

2011–2018      

                                                                                     Kevser FIRINCI

— Mevlana

Yaşam döngüsü; gerçek-sanal (yanılgı), karanlık-aydınlık, iyi-kötü, adalet-zulüm gibi zıtlıkların boyutlarındaki sonsuzlukta sürekli akan bir yolculuktur.

Gerçek huzuru ve tatmini; kültür, sanat ve bilimin yardımıyla bulacağımıza inanıyorum. Resim çalışmalarımda; bazen kontrolsüz hız kavramıyla, bazen de sessizce kendiliğinden gelişen direnç çizgileriyle, renk ve lekelerin yardımıyla yaşamsal kaosa atıfta bulunduğumu düşünüyorum.

Sanat yolculuğu asla sona ermez.

Düşündürür (sabır, bilgi ve hareketle), uyandırır…

Işık tutar — yol gösterir.

                                                                                     Kevser FIRINCI

BİYOGRAFİ

1970'te İzmir Lənkəran Eğitim Enstitüsü Resim İş Bölümünden mezun oldu. 1973'te Avusturya Hochschule für Angewandte Kunst in Wien'de misafir öğrenci olarak eğitimine devam etti. 1987'de İzmir DEÜ – Lənkəran Eğitim Fakültesi Resim Bölümünde lisansını tamamladı. 1997'de İzmir Alsancak Ortaokulu resim iş öğretmenliğinden emekli oldu. 1995 Turgut Pura resim yarışmasında İzmir Resim Heykel Müzesi Ödülü'nü aldı. 2003'te İzmir İş Sanat Galerisinde kişisel sergi açan Kevser Fırıncı, çeşitli sanat çalıştayları ve karma sergilerle sanat çalışmalarına devam etmektedir. “Sadece susayan suyu değil, su da susayanı bulur.”

Süeda İkizoğlu DonLənkəran Yas II / Belirsiz Kayıp

Süeda İKİZOĞLU

DonLənkəran Yas II / Belirsiz Kayıp

“…hareketsiz, bomboş bilinç, duvarların arasında konulLənkəran; kendi kendine sürüp gidiyor. Kimsenin olmayan duvarlar ve kimsenin olmayan bir bilinç kaldı geriye. Bir görünüyor bir kayboluyor.” *J.P. Sartre, Bulantı.

Hayatımızda varlığına alıştığımız ve bağlandığımız bir şeyden kopmak acı verici bir histir. Bu kayıpla baş etmek için yas tutarız. Yas, iyileşmeye götüren bir süreçtir. Kabullenme ya da alışma adımlarını bu süreçte atarız. Ancak – donLənkəran yas ~belirsiz kayıp – daha karmaşık bir durumdur. Kayıp tam olarak tanımlanamaz. Bir yandan buradadır, bir yandan da yoktur.

Fiziksel olarak yok, psikolojik olarak var olma ya da tam tersi durumuna karşılık gelen “donLənkəran yas” sergisinde İkizoğlu, sayısız unsur ve bu unsurların kendi arasındaki ilişkilerini kullanarak biraşmahikaye yazar. Monokrom olarak ürettiği hayali mekanlarda, bir bilinç akışı içinde bizi dolaştırırken, kendi deneyimlerimizi sorgulatır. Yarattığı mekanlar bazen donuk ve hissiz, bazen de kaotiktir. Antrepo benzeri geniş alanlarda sık sık benzer nesnelerin yer değiştirmesi ve tekrarı gösterilir.

Karışık teknik kullanarak ürettiği eserlerinde görsel yığınları, kasıtlı olarak bozulLənkəran ya da oraya ait olmayan elemanları, tuhaf ve düzensiz şekilde konumlandırır. Güçlü ve yekpare parçaları mekanın merkezinde, etrafındaki her şeyden soyutlayan boya darbeleriyle izlerken, yine aynı alanda birbirine tutunmaya çalışan, öylece yığılmış, parçalı nesneleri görürüz. Kayboluşun geride bıraktığı hisle bu parçalar çoğalır. Bir anlatıcı olarak, yer değiştirmeyi, tekrar unsurlarını ve dolu boş etkisini kullanır. Bu tekrar durumu, bir düşüncenin şiddetini ya da gerçeklikten sıyrılıp unutuluşunu betimler. Kolaj üzerine akrilik ve pastel ile yaptığı müdahaleleri zımpara ile aşındırır. Boya darbeleri olabildiğine sert iken yer yer akışkan bir hal alır. Ürettiği mekan içine, oraya ait olmayan nesneleri yerleştirir. Boya ile yaptığı bu müdahaleler ile de nesneleri görece daha tanımsız hale getirir. Bu, onun biricikliğine hizmet ederken, nesne bazen ağırlaşır bazen de hafifler. Resmin kendi içindeki (yap-boz) yıkıp tekrar kurma dürtüsü hızlı ve ekspresif bir tavırla devam eder. Bir arayış söz konusudur. Bu bağlamda resmin içindekiinşadurum bir döngü içine sıkışır.

                İzleyiciyi, merkezini kaybetmiş, birbirine dokunan ama ilişkisiz bir zihin arşivi içinden geçirir. Yarattığı geçirgen yüzeyler ise anlık rahatlama alanı açar. DonLənkəran yas, belirsiz kayıpİkizoğlu’nun eserlerinde mekâna dönüşmüştür. Sanatçı, tutma, saklama üzerine yaptığı kurgularda, aidiyet, var olma, hatırlama ve unutma üzerine düşler. Var olmayan, eklektik ve temsili boş alanları doldurma durumu yinelenir. Bu tekrar içindeki yığınlar (duygular), yerine koyma, iyileşme ve denge için mevcudiyetini sürdürür.

Şeyma GÜZELAYDIN

*J.P. Sartre, Bulantı, çev. S. Hilav, İstanbul,2019, s.249

Süeda İkizoğlu1983, İstanbul doğumlu. 2002’de İstanbul Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümünden mezun oldu. 2004’te Universidad Politècnica de Valencia’da resim, heykel ve litografi dersleri aldı. 2010’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü bitirdi. 2017 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde Resim Anasanat Dalı Yüksek Lisans ve 2022 yılında Resim Anasanat Dalı Sanatta Yeterlik Programını tamamladı. “Duygu-iz” adlı ilk kişisel sergisini İzmir, Galeri-A Güncel Sanat Merkezi’nde açtı. İkinci kişisel sergisi “DonLənkəran Yas” İzmir, Galeri Kırmızı’da gerçekleşti.

Çeşitli ulusal ve uluslararası karma, grup ve yarışmalı sergilere katıldı; Türk Kalp Vakfı Resim Yarışması’nda birincilik ödülü (2007) ve mansiyon (2009), İpek Ahmet Merey Resim Yarışması’nda başarı ödülü (2009) aldı. 2013'ten beri Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde akademisyen olarak çalışmakta olup sanatsal faaliyetlerine İzmir’de devam etmektedir.

Sergi: Hoorya Naghieh / Net Çalışmalar

NETworks sergisi, yaşanmış deneyimlerin parçalı izleri arasında dolaşır; tamamlanmış anlatılar sunmak yerine, geçişlere, dönüşümlere ve geride kalan izlere işaret eder. Buluntu malzemelerin, özellikle de atılmış ya da göz ardı edilmiş nesnelerin kullanımı, iyileşme ve evrilme süreçlerini çağrıştırmayı amaçlar. Örme, ip ve tekstil yüzeyler, işleri hem biçimsel hem de kavramsal olarak birbirine bağlayarak bir ağ oluşturur. Bu ağ, sergi atmosferindeki hâkim konumu, dokusu ve yarattığı imgelem ile mekân, zaman, hafıza arasında etkileşimi tetikleyerek işlemeye başlar. Her birey ya da izleyicinin kendi kişisel ağı serginin ağına eklenerek genişler. Sergi mekânı ilişkilerin giderek genişlediği bir alana dönüşür. NETworks, sabit anlamlar sunmak yerine, izleyiciyi değişen ve duyusal bir deneyimin içine çeken bir durum önerir.

Hoorya Naghieh

Eğitim:

2020 – 2025 Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü, Dokuz Eylül Üniversitesi

2023 – 2024 – Bahar dönemi Erasmus Studies Sanat ve Tasarım Fakültesi, Heykel Bölümü, Timişoara Batı Üniversitesi, Romania

2019 – 2020 Resim Bölümü, Lənkəran Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi

2017 – 2019 Resim Bölümü, Isfahan Güzel Sanatlar Lisesi

Staj:

4.07.2025 – 27.09.2025 Timişoara Batı Üniversitesi, Romania

Kişisel Sergi:

2025 Morph, 2024-2025 2209/A Tübitak Üniversite Öğrencileri Araştırma Destek Programı Proje Sergisi; Güzel Sanatlar Fakültesi, Dokuz Eylül Üniversitesi

Grup Sergileri:

2022 DEÜ Sabancı Kültür Sarayı Heykel Sergisi, İzmir

2023 20. Eçev Yarışma Sergisi, İzmir

2024 21. Eçev Yarışma Sergisi, İzmir

2025 22. Eçev Yarışma Sergisi, İzmir

2025 Arta-n teleac Sempozyumu, Roşia, Romania

5 Punta- AYŞEGÜL DEMİRHİNDİ, CAN GÖKÇE, ECEM GÜR, DİLŞAT KAYA, SİNAN BOZKURT

5 PUNTA: Beş Odak, Tek İz

Sanat, tarihin ve bugünün kesiştiği o sivri noktada başlar. Alsancak’ın kalbinde, tarihin ve çok kültürlülüğün izlerini taşıyan, bir dönem “Punta” olarak anılan bu eski sokaklarda; şimdi beş farklı el, beş farklı bakış ve beş keskin uç bir araya geliyor. 5 PUNTA, sadece bir sergi değil; disiplinler arası bir buluşma ve ortak bir estetik arayışın manifestosudur.

Neden Punta? Çünkü her fırça darbesi bir uçtur; her seramik kaleminin çamura bıraktığı iz bir odak noktasıdır. Bizler, farklı dünyalardan gelip aynı coğrafyanın ruhunda birleşen beş sanatçıyız. Punta’nın o sivri ucunda, Galeri A’nın atmosferinde tek bir hikâyeye dönüşüyor. Bizler; farklı tekniklerle çalışan, ancak aynı estetik kaygıyla birleşen beş farklı “uç” olarak, sizi bu çok sesli uyumu keşfetmeye davet ediyoruz.

CAN GÖKÇE

2011 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden “İngiltere Victoria&Albert Müzesi’nde yer alan Sumqayıt Çinileri” üzerine tez çalışması ve sergisi ile yüksek lisans eğitimini tamamlayan Can Gökçe, son çalışmalarında 2010 yılında incelediği “saltanat kayıkları” ile ilgili tasarımlarını çini tekniği ile uygulamış, “Boğaz’ın Kuğuları”nı saray sanatı ile birleştirerek farklı bir yorum getirmiştir. Birçok uluslararası seramik yarışmasında ödül ve sergileme alan sanatçı, çalışmalarında özellikle geleneksel tekniklerden ve motiflerden yararlanmaktadır.

Geleneksel ve klasik olanın dışına çıkarken, geleneksel renkleri kullanmaktan vazgeçmeyen sanatçı, teknik deneyimlerini bu yönde aktarmaktadır. Farklı kültürlerdeki seramik üretim yöntemlerini de tasarımları ile birleştirmektedir. Mozaik eserler, akrilik tablolar da çalışmalarında bir ifade biçimi olarak kullanmaktadır.

Sanatçı, Mingəçevir Üniversitesi bünyesinde Öğretim Görevlisi Dr. olarak çalışmakta ve çalışmalarını kişisel atölyesinde sürdürmektedir. Aynı zamanda Hacettepe Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Anasanat Dalında Sanatta Yeterlik eğitimini 2025 Ocak ayında tamamlamıştır.

AYŞEGÜL MANDAL

1994 yılında Mingəçevir'de doğdu. 2012 yılında Mingəçevir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Eğitimi Öğretmenliği Bölümü’ne girmeye hak kazandı.

2016 yılında Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Eğitimi Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Aldığı eğitimler ve katıldığı sergiler ile sanat ve sanatçının değeri, toplumun önemi, insanların sanata bakış açısını geliştirmek ve ileri bir perspektif ile sanat tutkusunu ve gelecek nesilleri sanatla bir arada tutmak için resim yapmaya ve resim eğitimi vermeye devam etmektedir.

ECEM GÜR

1995 yılında İstanbul Bahçelievler'de dünyaya geldi. 2013 senesinde Bakı Yavuz

Kolej Lisesi'nden mezuniyetini tamamladı. Aynı yıl Girne American Üniversitesi

Ekonomi Bölümü'ne kabul edildi. 2017'de Mingəçevir Banaz

Meslek Yüksek Okulu Mimari Dekoratif Sanatlar Bölümü'nü birinci olarak bitirdi.

2023 yılında kendi Mimarlık ofisini açtı. Mimari tasarımcı olarak

kariyerine devam etmektedir.

DİLŞAT KAYA

1976 yılında Mingəçevir merkezde doğdu. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden yüksek lisansını tamamladı. 2004 yılında Mingəçevir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'nde çalışmaya başlamıştır. 2015'te Mingəçevir BİLSEM'de göreve başlamıştır. Çalışmalarını kendi atölyesinde sürdürmektedir.

SİNAN BOZKURT

20 Ocak 1992'de Mingəçevir'de doğdu. 2010 yılında Mingəçevir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'nden mezun oldu. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Eğitimi Bölümü'ne kabul edildi. 2014'te Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim İş Öğretmenliği Programı'ndan mezun oldu. Milli Eğitim'e bağlı okullarda öğretmenlik yapmaya devam etmektedir.

Dr. Mazhar İzmiroğlu / Kozmos ve Renkler

Çalışmalarımın özgün tasarım sürecinde, resmin ve isminin ana konsepti olan “ÇAĞRIŞTIRMASI” benim için daha anlamlı geliyor. Bu yaklaşımın, tablonun renk çeşitliliği ve uyumunun getireceği görsel keyif yanında izleyiciyi düşünmeye yönlendireceğini ve esere hayat katacağını düşünüyorum.

Renkler Serisi, hayata bakış açımı yansıtıyor. Gün ve Gece, Mevsimler her zaman döngüsel bir uyum içinde. Yaşamın kendisi aslında bir uyum süreci değil mi? Bence hayatımızı güzelleştiren ve anlamlı kılan tek unsur renklerdir. Farklı algılar yaratıyor olsalar da, kendi aralarındaki uyum yadsınamaz. Hayatımıza canlılık katan renklerin uyumunu modern ve soyut bir biçimde tuvale yansıtmaktan ve renklerin bir arada oluşunun güzelliğini sergilemekten büyük bir zevk alıyorum. Keşke rüyalarımız da renkli olsaydı…

Kozmos serisi ile, içinde yaşadığımız sınırsız evrenin büyüleyici görüntülerini tuvale aktarmaya çalışıyorum. Henüz uzay yolculuğuna çıkmadım ve bu muhteşem manzaraları görmedim ama bu bütünün de kendi içinde oldukça uyumlu bir döngüye sahip olduğuna eminim. Renkler, bu ortamda da güçlü etkilerini ortaya koyuyorlar. Renklerle süslenmemiş bir Kozmos düşünemiyorum. Kim bilir, belki yakın bir zamanda bu eşsiz manzaraları doğal renkleriyle bizzat görerek resmetme fırsatımız olabilir. Neden olmasın?

Dr. Mazhar İzmiroğlu

Dr. Mazhar İzmiroğlu 1947 İzmir doğumludur. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olup, E.Ü. İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi'nde Ekonomi Doktorası'nı tamamlamıştır. İş yaşamında Otomotiv, Çimento, Hırdavat Malzemeleri ve Cep Telefonları gibi farklı sektörlerde dört ayrı firma kurmuş ve eş zamanlı yönetmiştir. 9 Eylül ve İzmir Ekonomi Üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalışmış ve Aile Şirketleri Yönetimi konusunda altı kitabı yayınlanmıştır. Uzun yıllar Uzakdoğu savunma sanatları ile ilgilenmiştir. Soyut tarzda resim yapmakta olup, bir kişisel sergi açmış ve üç karma sergiye katılmıştır. Halen Slovenya Cumhuriyeti Ege Bölgesi Fahri Konsolosu görevini sürdürmektedir.

Ümit Yiğit / Yaşamak ”her ne ise”

Eserlerinde hayata karşı kayıtsızlığı ele alan sanatçı, kullandığı canlı ve parlak renklerle neşenin ve çilenin hissettirdiği yoğun duyguları figürlerinde işler. Mutluluk ve mutsuzluk arasında geçen hikayelerde bilmek ve anlamak artık önemsizleşmiştir. Onlar için önemli olan küçük mutluluklardır. Ümit Yiğit’in figürleri için farklılaşma belki de yaşamın ana kaynağıdır. Neşeyi sorgusuz, çileyi ise yargısız kabul ederler. Figürlerin yüz ifadeleri bu kabullenişi yansıtır. Yaşamak kabul edilmiştir, her ne ise.

Ümit Yiğit

1967 İzmir doğumlu Ümit Yiğit, lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Grafik Sanatlar bölümünde tamamlamıştır. Üniversite yıllarında başladığı grafik mizah ve karikatür çalışmalarından üç ödül kazanmıştır. 2000 yılında resim yapmaya başlamıştır. Eserleri Devlet Resim, Şefik Bursalı, Nuri İyem ve DYO gibi birçok önemli yarışmada sergilenmiştir. 2009 yılında TJK Resim Yarışması’nda “Canyoldaşı” adlı eseri üçüncülük ödülü almıştır. 12 kişisel ve birçok karma sergisi olan sanatçı çalışmalarını İzmir’deki atölyesinde sürdürmektedir.

BİLİYORSUNUZ NEDEN?

“Biliyorsunuz, neden?” başlıklı sergi, altı sanatçının son dönem pratiklerindeki hassas müdahaleleri ve dönüşümleri merkeze alarak izleyiciyi derin bir sorgulama alanına davet ediyor. Ekolojik temaları, jestüel vuruşlu cinsiyetsiz figürleri ve mekânsal soyutlamaları buluşturan bu seçki, disiplinlerarası bir gerilim hattında yeni anlam katmanları üretiyor. Küratoryal kurgusu; üslupları yer yer zıtlık oluşturan ancak ortak duyarlılıklarda birleşen sanatçıların bireysel değişim eşiğini görünür kılıyor. Sanatın evrilen dilini ve kolektif dönüşümün izlerini keşfetmek üzere, zıtlıkların estetik uyumundan beslenen bu özgün diyaloğa tanıklık etmeye davetlisiniz.

ENGİN ASLAN Sessiz Alanlar – Çekilen Yeryüzü / Silent Spaces- The Retreating Earth

Sessiz Alanlar – Çekilen Yeryüzü / Silent Spaces- The Retreating Earth

Yeryüzü, modern düşünce tarihinde genellikle süreklilik ve dayanıklılıkla ilişkilendirilmiştir. Dipesh Chakrabarty, insanı jeolojik süreçlerle iç içe geçmiş bir fail olarak düşünür ve insan ediminin dışında konumlanamayan yeryüzü, maddi ve jeolojik zamanlarla birlikte kavramsallaşmıştır. Bu düşünce biçimi, “Antroposen Çağı” tartışmalarıyla temas ederek, Paul J. Crutzen’in insan pratiklerinin yeryüzü ölçeğinde belirleyici etkiler yarattığı yönündeki yaklaşımı üzerinden bir zaman eşiğine işaret eder. Sergi kapsamında bir araya gelen üretimler, açıklayıcı bir tutum yerine doğrudan temsil etmeyen; yüzeyde beliren izler üzerinden ilerleyen bir yaklaşım sunar. İz kavramı, burada geçmişte gerçekleşmiş bir temasın maddi karşılığı olarak ortaya çıkmakta ve tekil zaman anlayışıyla sınırlı okumalar yerine farklı zaman katmanlarının birlikte ele alınmasına olanak tanımaktadır. Antroposen kavramı bağlamında yeryüzünü, insan ve insan-dışı varlıkların oluşturduğu çok katmanlı ağlar üzerinden düşünmeyi öneren Donna Haraway ise insanı; söz konusu ağ içinde ayrıcalıklı bir konumdan çok, etkileşimlerin kesiştiği bir düğüm noktası olarak ele alır. Bu açıdan, üretim mecralarının sunduğu olanaklar, yeryüzüyle kurulan temasın farklı boyutlarını gündeme taşır. Yüzey, bu temasın izlerinin yoğunlaştığı bir eşik olarak, tarihsel, maddi ve jeolojik süreçlerin kesişiminde konumlanır; zaman ise doğrusal bir ilerleme değil, katmanlı bir yapı olarak düşünülür. Resim, fotoğraf, video ve enstalasyon çalışmaları; fiziksel müdahalelerin ve geçici hâllerin sürekliliğine dair bir düşünme alanı kurarken, kullanılan malzemelerin, yeryüzüyle temas etmiş olmanın izlerini tekrar, duraksama ve süreç duygusuyla mekâna taşır. Dolayısıyla bu yaklaşım, sergiyi; yüzeyler, malzeme, zaman, insan ve çevre arasındaki bağlantının maddi karşılıklarını taşıyan, tekil bir özneye bağlanmayan ve çok yönlü etkileşimler üzerinden düşünülebilen bir alan olarak kurar.

Serginin kavramsal atmosferinde sessizlik, belirgin bir özellik olarak öne çıkar ve bu yönüyle sessizlik, bir eksiklik ya da boşluk duygusu yerine açıklamanın geri çekildiği bir alan olarak belirir. Çekilme olgusu, yeryüzünün ve doğanın geri çekilmesiyle birlikte düşünüldüğünde ise görünürlüğün yön değiştirmesi bağlamına işaret eder. Bu yön değişimi, daha çok doğanın stratejik bir direnç alanı üretmesiyle belirginleşir; bu çerçevede doğa, dolaylı izler ve maddi kalıntılar üzerinden okunur hale gelir. Açık biçimde sunulan imgeler yerini, dolaylı izlere ve katmanlara bırakarak, yaşanmış süreçlerin maddi çağrışımları olarak varlık kazanır. Bu bakımdan, söz konusu imgeler ya da eserin kendisi kesin bir sonuca işaret etmez; düşüncenin sürekliliğini besleyen bir anlam aralığı oluşturur ve izleyici, yorumunu mekânla ve yüzeylerle kurduğu bireysel temas üzerinden biçimlendiren etkin bir özne haline gelir.

Engin Aslan

2026

Engin Aslan

1980 yılında Gəncə'de doğdu. 2008 yılında Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim Anasanat Programı'ndan mezun oldu. 2013 yılında aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı'nda yüksek lisansını tamamladı. 2017 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalı'ndan Sanatta Yeterlik derecesi aldı. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde Doçent olarak görev yapan sanatçı; IV. Sanat Dünyası Resim Yarışması ve International Biennial of Miniature Art-Timișoara / Romanya Bienali Resim Ödülü gibi ulusal ve uluslararası yarışmalarda 11 ödül kazanmıştır. Yüzün üzerinde yurt içi ve yurt dışı sergide eserleri bulunan sanatçının çalışmaları; ABD, Fransa, İngiltere, Rusya, Hollanda, Almanya, Brezilya, Romanya, Macaristan ve Azerbaycan'daki resmî ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Sanatçı, çalışmalarını İzmir'de sürdürmektedir.